 |
SON BAŞLIK
|
|
HALK MÜZİĞİNİN KURUMSALLAŞMASI
Kemal Kaplan » 04/12/2008
|
Halk müziğinin kurumsallaşması ve Özel Halk Müziği Okulları 1940’da Mesut Cemil Bey Yurttan sesler topluluğunu kurmuş 1946 yılına kadar bu topluluğu yönetmiş ve tüm sanatçıların katılımını sağlamıştır. Yurttan Sesler topluluğu kurulmasından itibaren Muzaffer Sarısözen repertuar öğretmeni olarak görev yapmıştır.
Çalışmalar bir süre sonra şunu göstermiş, Türk Sanat Müziği “TSM” ve Türk Halk Müziği “THM” iki ayrı müzik türü. Çünkü farklı edebiyat, farklı üslup, farklı çalgı, faklı melodi, farklı tavır o zaman bu farklılığı ortaya koymak gerek. Böylece TSM ve THM gurupları olarak Yurttan Sesler Topluluğunun ayrılması sağlanmış.
1946’ da THM yurttan sesler topluluğunu Muzaffer Sarısözen yönetmeye başlar. 1953’te İzmir 1954’ te İstanbul’da Yurttan Sesler topluluğu kurulur. O tarihlerde Ankara Devlet Konservatuarının katkılarıyla derleme çalışmaları yapılır. Derlenen türküler Yurttan Sesler topluluğunun repertuarını oluşturur. Yurttan Sesler Topluluğu çok sayıda halk müziği sanatçıları yetiştirir bazıları “Nida Tüfekçi, Neriman Altındağ Tüfekçi, Adnan Ataman, Yücel Paşmakçı, Ömer Akpınar, Tuncer İnan, Yavuz Top, Arif Sağ, Yılmaz İpek, Mehmet Erenler, Talip Özkan … vb.” gibi.
1958’de “Yurttan Sesler Kadınlar Korosu” Kuruldu. Koronun başına Neriman Altındağ Tüfekçi getirildi.
1972’de TRT THM müdürlüğü kurulur. Bu arada birçok derlemeler yapılır.
1976’da İstanbul Türk Musikisi Konservatuarı kurulur. Daha sonra İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı olarak üniversiteye bağlanır. Böylelikle bilimsel çalışmaların önü açılmış olur.
TRT’deki halk müziği çalışmaları zor ve yorucu çalışmalardır. Çünkü bir halk türküsünü söyleyebilmek veya çalmak için bölgeyi tanımak gerekir. Yani her isteyen her türküyü okuyamaz söz konusu tavırdır çünkü. Başka bölgeler arasında da üslup ve tavır ayrılıkları vardır. Karadeniz havası, Harput ağzı, Urfa ağzı, Muğla’dan bir Zeybek, Sivas’tan bir deyiş veya semah ritim ve üslup bakımından hep ayrı ayrı karakter gösterirler. Bunlar uygun bir tarzda icra edilmezlerse türkü tavrından uzaklaşır.
Yukarıda belirttiğim gibi bu çalışmaların hepsi Halk Müziği açısından çok önemli katkılardır. Eğer bu çalışmalar yapılmasaydı “Nida Tüfekçi, Neriman Altındağ Tüfekçi, Adnan Ataman, Yücel Paşmakçı, Ömer Akpınar, Tuncer İnan, Yavuz Top, Arif Sağ, Yılmaz İpek, Mehmet Erenler, Talip Özkan … vb.” gibi sanatçılar yetişemezdi. Kurumsallaşmanın önemi halk müziği tarihi açısından çok büyüktür. Ayrıca bu çalışmalar bu müziği dış etkenlerden korumuştur. Evet biraz tutuculuk söz konusudur ama folklor kuralları tutucudur bunu göz ardı etmemek gerekir.
Bir çok halk müziği çalışmaları; bağlama yapım atölyelerinde müzisyenlerin bir araya gelmesiyle başlamıştır. Bunlar; Agop ustanın atölyesi, Ömer Gök saz evi, Akdeniz saz evi ..! v.b gibi. Aslında ilk özel kurumlar buralarıdır. Özel Halk Müziği okulları ilk 1977’ de İstanbul Şehzade Paşa’da Yavuz Top Halk Müziği Öğrenim Merkezi olarak kuruldu. Daha sonra aynı kurum İstanbul Aksaray’da çalışmalarına devam etti. 1982’de Arif Sağ müzik Okulu İstanbul Aksaray’da kuruldu. Bu iki özel büyük kurumun halk müziğine katkıları çok büyüktür. Buradan yetişen birçok öğrenci daha sonradan kendi kurumlarını açmıştır.
Halk müziği açısından hızlı bir süreç yaşıyoruz. Şimdi artık çok yaygın bir şekilde bir çok kurumumuz var. Bunun hem iyi hem de kötü yanları vardır. İyi yanı ; Herkesin bu çalışmaları yürütmek istemesi, bu çok güzel. Kötü yanı; bu çalışmaların artık çok dikkatsiz bir şekilde işlenmesidir. Örneğin bağlama öğrenen bir kişinin sadece bağlama düzeniyle ilgilenmesi sanki diğer hiçbir düzen çalışması yokmuş gibi veya tavır çalışması yokmuş gibi ..! bunu çoğalta biliriz, bu ise kötü tabi.
Müzik disiplin isteyen bir iştir. Bir iki sene herhangi bir özel dershaneden ders alınarak “ben oldum” demek çok yanlıştır. Büyük bir birikim işidir müzik yapmak. O yüzdendir ki müzik çalışmalarına küçük yaşlarda başlanır. Benim tavsiyem, her ne konumda olursanız olun müzik yapmak için her zaman “"öğrenmek” baştan başlamak gerekir. Yani biraz "ÇOÇUK" olmak gibi. İYİ ÇALIŞMALAR……
Kemal Kaplan
| |
| | | | |
HAKKIMDA
|
|
Halk Müziğinin Kurumsallaşması »
|
|
Pir Sultan Abdal’ım gülün dermişler oy
Bu şirin canıma nasıl kıymışlar oy
İster isen dünya malı vermişler oy
Sensiz dünya malı neylerim dostum »
|
|
Aslen Sivas Zara’lıyım. Erken yaşlarda başladığım saz ile birlikteliğim halen T.R.T. İstanbul Radyosu saz sanatçılığı ile sürmekte, diğer yandan müzik üzerine birikimlerimi kitaplarımla sizlerle paylaşıyorum. »
|
|
Yardım »
|
| 1 | | | | |
|
 |