HALK MÜZİĞİ KÖPRÜDÜR
Dünya üzerindeki ulusların veya azınlıkların örf, adet ve gelenekleri içinde doğan, folklor kuralları ile oluşan, müzikal bir kimlik taşıyan eserlere Halk Müziği denir.
Geleneksel Türk Halk Müziği bu coğrafyada yaşayan tüm halkların ortak duygularını yansıtır.
Bu müzik Pir Sultan da baş kaldırmış, Karaca oğlan da aşk olmuş, Köroğlu’nda kahramanlık olmuştur.
Halk müziğinde, müzik amaç değil araç alarak kullanılmış insanlar birbirleriyle iletişim kurmak için müzik yapmışlardır. Sevgilerini ve acılarını bu müzikle dile getirmişlerdir.
Halk müziği; ben duygusunu ret eden biz duygusunu öne çıkaran bir müziktir. Çünkü toplumu anlatır. Toplumun duygu ve düşüncelerini müzikle ifade eder. Bu yüzden bireyci değil toplumcudur. Bulunduğu coğrafyayı ve orada tarih açısından neler yaşanmış “doğumdan ölüme” kadar bu konuların hepsini anlatır. Yaşamla iç içedir. Bu yüzden statik değil dinamiktir.
Pir Sultan Abdal’ım gülün dermişler oy
Bu şirin canıma nasıl kıymışlar oy
İster isen dünya malı vermişler oy
Sensiz dünya malı neylerim dostum
Dosta olan sevgi, vefa bu kadar yalın ve güzel olur herhalde.
Dünya umuruna meylini verme
Sen de kurtulmazsın ecel elinden
Ben filanım deyi göğsünü germe
Sen de kurtulmazsın ecel elinden
Birlikte yaşamın güzel olduğu, paylaşımın önemini anlatan bir halk türküsü.
Dertli gibi sarıksızdır
Ayağı da çarıksızdır
Boynuzu yok, kuyruksuzdur
Şeytan bunun neresinde?
Türk Halk Müziği bağlamasız olmaz. Bunun için halk kendi enstrümanına sahip çıkmış ve onu din tüccarlarından korumuştur. Çünkü bağlama halkın sesidir.
Halkın sanatında aşk vardır, sevda vardır, özlem vardır,ayrılık vardır, çoşku vardır, gelecek güzel günlere inanmak vardır yani umut vardır. Bu umudu yeşertmek bizim görevimiz olmalıdır. Bunun için var gücümüzle türkü söylemeliyiz. Bizim yaptığımız müzik toplumu ilgilendiren bir müzik türüdür piyasa müziği değildir.
Folklor halk bilimidir. Bu bilim, küreselleşen dünyada yok olmakla karşı karşıyadır. Çünkü yerel müziğin korunması onun bir sonraki kuşağa taşınması gerekli ve hatta şarttır.
Bu ulusların veya azınlıkların kendi tarihleri açısından da çok önemlidir.
Yaşadığımız gezegen olumsuz anlamda değiştikçe, küreselleşme hızla halk kültürlerini etkilemekte, geleneksel müziğimiz ve halk kültürümüz zaman için de erimekte, gelecek nesil kendi folklorundan uzak yetişmektedir.
Gelişen veya gelişmekte olan müzik türlerinin kaynağı da halk müzikleridir. Halk müziği bilinmeden bir sonraki müzik akımları kaynaksız kalır özden kopulur.
Düşünsenize bir süre sonra herkes tek yapının veya birkaç insanın tekelinde yaptığı ve sadece sermayenin parasına para kattığı müzik türünü dinlemeye zorlanacak, bu vahim bir sonuçtur.
Bu değeri kuşaktan kuşağa aktarmak hem biz sanatçıların hem de kurumların görevidir.
Kemal Kaplan